Zeynel Eroğlu WhatsApp Telefon

Harut ve Marut’un esasında kim olduğu konusuna geçmeden önce Bakara Suresi 102. Ayeti tekrarlamak yerinde olacaktır…

BAKARA SURESİ 102. AYET

Tuttular Süleyman’ın mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeylerin ardına düştüler. Oysa, Süleyman kafir olmadı, ama o şeytanlar kafir oldular; insanlara büyücülük ve Babil’de Harut, Marut adında iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi: Biz ancak bir imtihan için gönderildik, sakın sihir yapıp kafir olma! demedikçe bir kimseye büyü öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı-koca arasını ayıran şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah’ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar veremezlerdi.

Kendilerine zarar verecek ve faydası olmayacak bir şey öğreniyorlardı.

Andolsun ki, onu her kim satın alırsa, onun ahirette bir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. Keşke kendilerini ne kötü şey karşılığında sattıklarını bilselerdi!

Bir çok İslam alimi, Bakara suresi 102. ayette isimleri geçen Harut ve Marut’un iki melek olduklarını ve insanlara büyü ve sihri öğrettiklerini ileri sürmektedirler. Başka görüşlerde ise, Harut ve Marut’un melek olamayacakları ile ilgili Tahrim Suresi 6. Ayeti delil olarak sunulur.

Harut ve Marut’un melek oldukları düşüncesi, başka bir deyişle İslamiyette sihir öğreten melekler veya günahkar melekler olarak bilinmeleri, “meleklerin saf, masum ve temiz” olduklarını açık bir şekilde ifade eden Tahrim Suresi 6. ayetle çelişkide bulunur.

Bu ayette,Harut ve Marut’un melek olmadıklarına dair açık bir ifade bulunmadığı ve Kur’an-ı Kerim’de net bir şekilde ifade edilmedikleri için Harut ve Marut hakkında kesin bir bilgiye sahip olmadığımız ortadadır. Ancak Harut ve Marut’un iki kişinin veya karı kocanın arasını bozmakla ilgili büyü ve sihri insanlara öğrettikleri gibi bir inanış daha büyük yer tutuyor.

Harut ve Marut Kimdir

Dünya Literatüründe

Dünya literatürüne baktığımızda, Harut ve Marut olayı bir çok kaynakta genel hatlarıyla şu şekilde geçer:

İdris Peygamber döneminde, insanların günahkar ve kötülük dolu durumlarına bakan melekler Allah’a: Ya Rabbi! Meleklerine secde ettirdiğin insanoğlu günah içinde yüzüyor, buna nasıl izin veriyorsun? diye sorarlar. Allah ise onlara “Eğer siz onların yerinde olsaydınız aynı şeyleri yapardınız. Onlardaki nefis ve şehvet sizde olmadığı için böyle söylüyorsunuz” der. Melekler ise “Haşa! Asla biz onlar gibi yapmayız” derler.

Meleklerin bu sözleri üzerine Allah, onlardan içlerinden en güvendikleri iki meleği seçmelerini ister. Melekler aralarından Harut ve Marut isminde en güvendikleri ve en üstün iki meleği seçer, Allah’ın huzuruna getirirler. Allah Harut ve Marut’u meleklere sınav için yeryüzüne indirir. Allah’ın melekleri indirdikleri yer Babil’dir.

Güvenilir Harut ve Marut

Harut ve Marut Babil’de hukuk ve dava işlerine bakarlar. İnsanların o kadar güvenini kazanmışlardır ki, insanlar çözemedikleri konularda bu ikisine güvenmeye başlar. Babil’de gündüzleri kadılık yapan Harut ve Marut, geceleri ibadet için Allah’ın katına çıkarlar.

Allah’ın katına çıkmak için ise insanların bilmedikleri bir duayı okurlar. Rivayet edilene göre bu dua, İsmi Azam’dır. İsmi Azam’ın sırları bugün bile gizliliğini korumaktadır. Bir gün Harut ve Marut’a Zühre isminde, çok güzel, alımlı ve fettan bir kadın gelir. Bu kadının kocası ile derdi vardır ve bu derdi Harut ve Marut’un çözmesini ister. Kadını görür görmez aşık olan bu iki melek, kadın için deli divane olurlar.

Kadın bu ikisinin sırrını öğrenmek için Harut ve Marut’a tuzak kurar. Onlardan ya içki içmelerini ya kocasını öldürmelerini, ya da puta tapmalarını ister. Bu isteklerinden herhangi birini yerine getirirse onlara dilediklerini vereceğini söyler. Harut ve Marut ilk gün, kadının isteklerini reddeder. Ancak üçüncü gün dayanamazlar ve içlerinden en zararsız görüneni sandıkları içki içmeyi kabul ederler.

Aslında en kötüsünü seçtiklerinden habersiz olan bu iki melek, önce içki içer, içkinin verdiği sarhoşlukla kadının kocasını öldürüp, sonrada puta taparlar. Kadın ise, Harut ve Marut’un sarhoş olmasından faydalanarak, göğe yükselmek için okuduğu duayı öğrenir ve semaya yükselir.

Tüm bu olanlardan haberdar olan Allah ise kadını, gökyüzünde parlak bir yıldıza çevirerek, ibret olsun diye sonsuza kadar orada bırakır. Bu yıldızın adı, Zühre, Çoban Yıldızı veya Venüs olarak biline gelir. Harut ve Marut’a gelince; Allah bu iki meleği cezalandıracağını söyler. İki melek korkusundan İdris Peygambere gider ve ondan yardım isterler.

İdris peygamberin araya girmesi ile Allah bu ikisini Babil’de bir kuyuya, kıyamet vaktine kadar baş aşağı bir şekilde asar. Dünya ve ahiret arasında bulunan Araf’ta onları esir bırakır. Rivayete göre Harut ve Marut, orada kıyametin kopması ve özgür kalmalarını beklemektedir. Ve bu kuyu asla bulunamamıştır…

İslam Öncesinden

Aslında dünya tarihine baktığımızda, Harut ve Marut’un efsanesi, islam öncesine dayanmaktadır. Akadlar ve Sümerlerin çizimlerinde bu iki meleğe, baş aşağı asılmış hallerine yer verilir. Yahudilik kaynaklarında ise, bu iki meleğin yedi uyurlardan biri olduğu düşüncesi de yaygındır. Aynı zamanda, Harut ve Marut ismi Sami dillerindendir. Arapça ile hiçbir ilgisi yoktur. Sami dilinde Harut: harap etmek, Marut: bozmak anlamlarını taşır.  Keldanicede ise Harut, Ay anlamına gelirken, Marut ise Müşteri Yıldızı anlamına gelmektedir. Bu yıldız Erendiz ve Jüpiter ismi ile de bilinir.

Mevlana Celaleddin Rumi ise, büyük eseri Mesnevi’de; Harut ve Marut için, insanlara verdikleri sırların ve Allah’a verdikleri sözü tutmadıklarının cezasını, ateş üzerinde ki Babil Kuyularında çektiklerine yer vermektedir. Evliya Çelebi ise Seyehatname isimli eserinde, Harut ve Marut’un Mısırlılara büyücülüğü ve Yıldız İlmini öğreten iki şahıs olduğunu belirtmektedir.


Harut ve Marut Kimdir? ile ilgili, Medyum Zeynel Eroğlu’na Whatsapp – Mesaj’la ulaşmak için HEMEN TIKLAYIN!


Bir önceki yazımız olan Rüyalarda Gelecek Görebilir miyiz? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.