Tuzlada Metafizik Uzmanı

gibi bir soruya geçmeden önce Metafizik Nedir, Hangi Konuları kapsar görelim…

Metafizik, felsefenin bir dalıdır. İlk felsefeciler tarafından, ‘fizik bilimlerinin ötesinde kalan’ anlamına gelen metafizik sözcüğü felsefeye kazandırılmıştır. İncelemeleri varlık, varoluş, evrensel, özellik, ilişki, sebep, uzay, zaman, tanrı ve olay gibi kavramlar üzerinedir. Bu ilkede de varlıkların birbirinden farklı olduğu vurgulanmaktadır. Metafiziği tanımlamadaki zorluk Aristoteles’in bu alana ismini verdiği yüzyıldan bu yana bu alanın gösterdiği değişimdir.

Temel metafizik sorunları hep metafiziğin konusu olagelmiş konular olarak tanımlamak mümkündür. Bu sorunların ortak niteliği ise hepsinin ontolojik (varlıksal) sorunlar olmasıdır. Eski Yunan filozofu Aristoteles Fizik ismi verilen bir seri kitap yazmıştır. İlk sürümlerinden birinde Aristoteles’in çalışmaları bazı kitap grupları Fizik ‘ten hemen sonra yer almıştır. Bu kitaplar felsefi sorgulamanın temel alanı ile ilgilidir ve o dönemde bir ismi yoktur. Bu sebeple ilk Aristoteles uzmanları bu kitaplara “ta meta ta fizika” yani “fizik ile ilgili kitaplardan sonra gelen kitaplar” ismini vermişlerdir. Bu ‘metafizik’ kelimenin kaynağıdır. Dolayısıyla etimolojik olarak metafizik Aristoteles’in toplu olarak Metafizik adı verilen kitaplarının konusudur. Etimolojik anlamda ‘metafizik’ sadece Aristo’nun Metafizik kitabının çalışma konusu manasına gelmektedir. Aristoteles’in bu kitaplarının konusu neydi? Bugün Aristoteles’in kitapları olarak tanıdığımız yazıların hiçbiri Aristoteles’in kendisi tarafından neşredilmemiş. Aristoteles, örneğin metafiziğin değil; felsefe tarihinde nedenler teorisi, temel felsefî güçlükler, çokanlamlılık, edim ve güç, varlık ve öz, tanrı gibi konular üzerine yazılmış bir düzine kadar kısa incelemenin yazarı. Editörler daha sonraları bu risaleleri bir araya getirip, Aristoteles de bu konuda istemli bir ipucu vermediği için, kısmen keyfî Metafizik yani Fizik ’ten sonra okunacak inceleme başlığı altında toplamışlardır. Bundan ötürü hem Metafizik’ in ve hem Aristoteles’in diğer yapıtlarının çoğunlukla birbirinden az çok bağımsız, açıkça kavranabilir bir ilerleme sunmayan, kimi yinelemeler ve hatta bazen de çelişkiler içeren bir etütler topluluğu olarak ortaya çıkmasına şaşırmamalıyız. Yalnız tabiî ki, bu yazıları bitmemiş halleriyle umuma muhtemelen hiçbir zaman sunmayacak olan Aristoteles’e bu yüzden serzenişte bulunmak isabetsiz olur. Öte yandan, Andronikos’un, sözü geçen risaleleri, hem lojik bir sıra, hem de didaktik kaygılar güden bir dizim içinde düzenlediğini görüyoruz (örneğin mantığın, yani bilgiye yazılmış propedötiğin, kendiliğinden bilimsel olarak nitelendirebileceğimiz incelemelerden; fiziğin de metafizikten önce gelmesi gibi…)

Bu sistematik sıralamayı, eleştirellik kaygısı taşımaksızın kabul ettiğimizde bir takım terslikler elbette ortaya çıkıyor. Risalelerin zaten farklı dönemlerde yazılmış dispersiyonlarının tek bir başlık altında toplanmasıyla evvelden maskelenmiş olan kronolojik; yani kaleme alınma sırasının kaçınılmaz olarak yerine geçen bu sıralamanın, Aristoteles adında bir filozofun varlığıyla ilişkisine az katkısı olmadığını gözlemliyoruz.

0
  Benzer Yazılar